|
Karakter boyutu :
Ayhan B. EĞRİPARMAKB'ANAYASA'K S'ANAYASA'K04 Ekim 2010, 10:12
ayhan.bedri.egriparmak@hotmail.com
B ANAYASA K S ANAYASA K
Referandum geride kaldı. yüzde 58 Evet - yüzde 42 Hayır Beklediğim sonuç bu muydu ? Hayır... Seçmenin son sözü üzerine fazla söze gerek yok. Ancak bundan ders çıkarmak şart... Çünkü sonuçların sonrasındaki söylemlerle uygulamalar birbiriyle asla örtüşmüyor. Pekir referandum psikolojisini geride bıraktığımız şu günlerde görüntü nasıl ?
AKP : Referandumun tartışılmaz galibi olduğu ortada... "12 Eylülcüleri yargılamak, özgürlükleri artırmak gibi söylemlerinin altını doldurma konusunda yapılacakları hep beraber göreceğiz. Ancak şurası bir gerçek ki, AKP'nin üstüste sağladığı başarılı sonuçlar, sorumluluklarını artırıyor. Kürt sorunu konusunda ileri sürülen iddiların nasıl bir seyir izleyeceği merak konusu... Kurumlar arası çatışmaların demokrasiye katkısı noktasında elde edilen kazanımlar insanların ilgi odağında... Evrensel hukuk kurallarının Türkiye'deki uygulanma çizgisi yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da merakla izleniyor. Dini motiflerin günlük yaşama monte edilişi ve kadrolaşma alanında elde edilen mesafenin " Evet"çilerin bazı kesimlerince de yakından takip edildiği unutulmamalıdır. Liderlerin mini zirvesi ve Hanefi Avcı konusundaki gelişmeler dikkat çekici... Türkiye'de seçmenlerin ne zaman ne yapacağı belli olmaz. O nedenle AKP vaaddleri konusunda tutarlı çizgiyi yakalamak zorunda...
CHP : Uzun yıllardır halkın umudu olma çizgisinden uzaklaşan CHP, Kılıçdaroğlu ile hızlı bir ivme kazandı. Alınan sonuç ta iyi veya kötü yönde tartışmaya açılabilir. CHP'deki asıl sorun hiziplerin önünün kesilememesi. Enerjisini kendi içinde tüketen CHP referandum sürecinde yaşadığı olaylarla hala bu illetten kurtulamamış gibi görünüyor. Kılıçdaroğlu, referandum sonuçlarından önce bu soruna köklü çözüm bulmak zorunda... CHP biran önce genç isimleri parti yönetimine taşıyarak, en kısa zamanda ülke sorunları hakkında projelerini halkla paylaşmalı...Parti, Kılıçdaroğlu ile sağladığı rüzgarı çok iyi değerlendirmek zorunda. Kılıçdaroğlı referandum öncesi ve sonrası sergilediği performansını partiye mutlaka yansıtmalı. Aksi takdirde bırakın iktidar olmayı ilk seçimlerde baraj sorunu bile yaşayabilir bence...
MHP : Ülkücüler arasındaki kargaşa son derece garip. Devlet Bahçeli'nin bazı ılımlı söylemleri parti tabanında pek yankı bulmuyor. Başbakan Erdoğan da bu açığı görmüş olacak ki, MHP'yi CHP'nin vagonu olmakla suçlayarak parti tabanındaki bu kıvılcımı ateşledi.MHP kalelerinde ezici " Evet " oyları parti yönetimiyle taban arasında ciddi kopukluk yaşandığını gösteriyor. MHP, alınan evet oylarındaki payı için polemiğe girmek yerine bu sorunun çözümüne odaklanmak zorunda. Özellikle "eski" olarak anılan ülkücülerin parti üzerindeki etkisi mercek altına alınmalı... Mevcut yönetimin " eski "lerle ve ve tabanla bağlantısı sağlam zemine oturtulmalı... Bir de parti kendi içerisinde şu " eskime " sorununu çözüme kavuşturmalı...Hepsinden önemlisi parti yönetimi görüşlerini tabanına, özellikle gençlerine çok iyi anlatabilmeli... Ilımlı politikaların Türkiye gerçekleriyle örtüşmesi iyi anlatılabilirse parti adına iyi gelişmelerin sağlanması beklenebilir. Aksi durumda MHP' yi de baraj sorununun beklediğini söylemek kehanet olmaz.
BDP : Yaşanan kritik günlerde uygulanan " Boykot " kararı, partinin sadece " kürt coğrafyası " ile ilgili olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin yaşadığı sorunlar anlaşılan parti yönetimini pek ilgilendirmiyor. Referandum sonrasında da aynı söylemler sürüyor. Varsa yoksa özerklik, ayrı bayrak, ayrı yönetim, operasyonların durması, Öcalan'ın muhatap alınması falan gündemde. Malum çevrelerin Ortadoğu haritasıyla ilgili beklentilerini karşılamak adına kalkışılan bu işin getireceği tarihsel sorumluluk çok büyük olur. Referandum sonrasında parti yönetiminin izlediği çizgi, beklendiği gibi hiçbir değişiklik göstermiyor. Etnik kökene dayalı siyasal yaklaşımların ülke bütünlüğüne sağlayacağı katkı gün gibi ortadayken fazla bir yorum yapmaya gerek yok bence. Öcalan'ın Kandil'le görüşme yapmak için özel telefon hattı talebi önümüzdeki günlerde yaşanacakların habercisi gibi... Ülkenin yaşayacağı olası bir felaket karşısında tüm insanlarımızın yaşayacağı ortak acıları telafi etmek ne derece mümkün olabilir ki ?
AYNI TAS AYNI HAMAM
Başbakan referandum sonrasında yaptığı konuşmada oldukça olumlu mesajlar verdi. Ancak bu yumuşama, elde edilen başarıdan kaynaklanmış galiba. Çünkü Başbakan, sonraki uygulamalarında eskisinden farklı bir çizgide olmadığını gösterdi. Doğrusu bazı gelişmeler çok köklü olmasa da bazı önemli ipuçlarını veriyor...
HANEFİ AVCI : Uzun yıllar Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı gibi son derece önemli bir makama gelmiş olan Avcı, en son olarak bilindiği gibi Eskişehir Emniyet Müdürlüğü görevinde idi. Yılların istihbaratçısı Hanefi Avcı, sonunda yazdığı malum kitapla Emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmesini gözler önüne serdi. Bir hukuk devletinde yapılması gereken, ileri sürülen iddiaları soruşturmak ve yasal süreci başlatmak olmalıydı. Ama öyle olmadı. İddiları ortaya atan Avcı sorgulandı ve tutuklandı. Hem de terör örgütü kurucusu veya üyesi olmakla suçlanarak... Pes ki pes... Bu kitap yazılıncaya kadar neredeydiniz arkadaş ? Öyle önemli görevlere gelen bir polis müdürünün böyle bağlantıları var idiyse sizler neredeydiniz diye sormazlar mı ? Ayrıca, iddiaları ile ilgili basın toplantısı düzenleyeceğini açıklayan bir polisin bir gün öncesinden apar topar tutuklanarak cezaevine gönderilmesi pek şık olmadı doğrusu. Bence, iddilar toplum nezdinde açıklığa kavuşturulmalıydı. Sonra da üst düzey polis müdürü olan Hanefi Avcı'nın "terörist" olup olmadığı elbette araştırılmalıydı.
ERDOĞAN - KILIÇDAROĞLU MİNİ ZİRVESİ : Kazara da olsa liderlerin kısa süreli bir araya gelişi toplumda rahatlama sağladı. Kılıçdaroğlu, zirve hakkında detaylı bilgi vermedi, sadece Anayasa çalışmalarında toplumsal mutabakat için destek vereceklerini açıkladı. Başbakan ise, meydanlarda verilen sözler için ne yapılacağını sorduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliğinden sözederken Başörtüsü, Kürt meselesi gibi söylemlere de yer veriyor. Ama en önemli yaklaşımı " dokunulmazlıklar "... Yapılan açıklamalara bakılırsa Başbakan Erdoğan, tüm söylenenlerden sadece Türban sorununu almış çıkarmış. Boşuna dememişler, " Ne kadar anlatırsan anlat, tüm anlatabildiğin karşındakinin anladığı kadardır " diye...
"HAYIR"LISI OLSUN
Ülkemiz için umudumu yitirmiyorum. Gelişmelerin " Hayır" lı olacağı inancımı koruyorum. Önümüzde seçimler var... Yeni Anayasa değişiklik süreci var. Bakalım bu Anayasa bizlere ne gibi Özgürlükler getirecek... Bu kritik dönemeçte insanlarımız umarım dağıtılan hediyelere değil, vicdanlarına göre karar verirler. Elbette çıkacak karara saygılı olacağız. Çünkü, Her toplum hakettiği yönetime kavuşur.
|
HAVA DURUMUALTIN PİYASASI
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
