Veda Hutbesi dönüşünde, Gadir Hum mevkiinde Hz. Muhammed (s.a.v) Vahy olarak gelen emiri ve tebliği üzerine Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin)`i Allah (c.c)`u veli, vasi ve halife olmasını, bu olayın bütün insanlara duyurulmasını, hiç kimsenin karşı gelmemesini bizlere buyurmuştu.
İmam Ali (Emir`ul Mu-minin) halife olunca Muaviye`yi Şam valiliği görevinden aldı.
Ancak, Muaviye bunu kabullenmeyerek İmam Ali (Emir`ul Mu-minin)`e başkaldırdı.
Muaviye`nin isyan ve komplosuyle meydana gelen başkaldırı, “Sıffin” savaşı adıyla tarihe geçti. Sıffin, Irak`la Suriye arasında olan bir bölgenin adıdır.
İslam dininin yöneticisi olan Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin) ordusu 90 bin, Muaviye`nin ordusu 85 bin askerden oluşuyordu. İmam Ali (Emir`ul Mu-minin) ordusunda ensardan 900 bin, muhacirlerden de tam 800 sahabe vardı. Bu sahabeler, daha önce de Hz. Muhammed (s.a.v) enrinde savaşmış, şimdi de Muaviye`ye karşı Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin) saflarında yer almışlardı. Muaviye`nin ordusu ise, daha önce Hz. Muhammed (s.a.v) ile savaşan Ümeyyeoğulları ve munafıkları toplamıştı.
Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin) Şam ordusuna gönderdiği son mesajında:
“Ben size Allah`ın Kitabı`yla konuştum ve sizi Allah`ın Kitab`ına davet ettim.” Dediyse de,
Muaviye:
“Biz Allah`ın Kitab`ı ile değil, kılçla konuşacağız.” Cevabını verdi. Yani sorunları konuşarak değil, Muaviye, illaki kan dökerek çözüm yoluna ulaşmaya çaba gösterelim mesajını vermiştir.
Derken, savaş başladı. Savaşın 9. günü Hz. Resulellah (s.a.v) onun hakkında şöyle buyurmuştu:
“Ey Ammar! Senin şu dünyadan son içeceğin, bir kâse süt olacak ve seni zalim bir topluluk öldürecek.”
Savaş uzayıp telafet sayısı artınca, İmam Ali (Emir`ul Mu-minin) Muaviye`ye:
“Niçin boş yere başkalarının kanını döküyorsun? Gel seninle teke tek dövüşelim;
Kim kazanırsa iktidar onun olsun!” diye mesaj gönderdi.
Muaviye`nin kurnaz müşaviri Amr bin As, Muaviye`ye “Vallahi pek insaflıca bir teklif bu.” Dedi. Muaviye ise ona: “Delirdin mi? Ali ile dövüşen canını kurtaramaz! Bildiğin bütün oyunlarını oyna.” Diyerek, İslam ordusunun Hükümdarı, Allah`ın (c.c) emiri ile halife olan, Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin) ile karşılaşmayı reddetti.
Amr bin As : “Kimin yanında Kur-an`ı Kerim varsa, hemen mızrağına geçirsin!” Dedi.
Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin)`nin ordusundaki saflar:
“Biz , Kur-an`a kılıç çekmeyiz!” diyerek savaşı durdurdular ve tarihte bilinen “HAKEME OLAYI” yaşandı. Herkes basit bir hile ile oyuna geldi. Her ne kadar İmam Ali (Emir`ul Mu-minin) “Bu bir oyundur, bu bir hiledir söylediysede, bu oynanan hileli oyuna kimseyi inandıramadı.
Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin) kendisine zorla dayatılan Ebu Musa Eş`arî`nin hakemliğini kabul etmek zorunda kaldı. Muaviye ise, Amr bin As`ı hakem seçti. Amr Bin As basit bir hile ile Ebu Musa`yı kandırdı.
Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin)`i ve Muaviye`yi azledip Abdullah Bin Ömer`i halife ilan etme konusunda Ebu Musa`yı ikna ederek halkın huzuruna çıkardı. Ebu Musa Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin) halifelikten azlettiğini söyledi.
Ancak Amr b. As: “Ben de, şimdi Ali`den boşalmış olan bu makama Muaviye`yi atıyorum!” diyerek Muaviye`yi halife makamına atadı.
Halbuki İmam Ali (Emir`ul Mu-minin) Allah`u Teala`nın emiri ile halife olmuştu.
(18 Zilhucce 632)
Bu olay, İslam dinin ordusu yöneticisi olan Hz. Ali (Emir`ul Mu-minin)`e en büyük darbe olmuştur.