Yüreğimize keskin bir bıçak gibi saplansa da yokluğun,çiçekler baharı nasıl özlerse biz de seni öyle özlüyoruz KURTULUŞ !
Yüzünü görmesek de ,sesini duymasak da kalbimizde yaşıyorsun KURTULUŞ !
Bir sonbahar akşamı kuru dallar arasında sürüklenen solgun bir yaprak misali ,ecel aramızdan aldı onu,üç yıl önce bugün.
Ağır bir hastalığın pençesindeki güçsüz ve zayıf düşmüş bedenine rağmen,her an aramızdan ayrılacağını ismi gibi bilse de ,kendisi için organize ettiğimiz veda gecesinde sihirli parmakları ve büyüleyici nağmeleriyle gitarına düğümlemişti ruhumuzu...
O, 35 yıllık sanat hayatında ve ömründe ne parayı,ne şanı ne de şöhreti sevdi...
Onun en çok sevdiği ve mutluluk duyduğu iki şey vardı: 'Adana ve Adanalı'
Onun sımsıkı sarıldığı bir felsefesi vardı ilham aldığı güçtü bu aynı zamanda,can verdiği ana kadar da canlı tutmaya çalıştı hep bunu : ' Adanalılık ruhu '
Peki biz Adanalılar ne yaptık onun gibi dünya çapında bir gitar virtüözümüz ve sanatçımız için aramızdan ayrılışının üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen : VEFASIZLIK !
***
İNAN Kİ!
YÜZÜNÜ GÖRMESEK DE,SESİNİ DUYMASAK DA KALBİMİZDE YAŞIYORSUN KURTULUŞ !
Desek de....
Aman Adanalı,canım Adanalı ben sana yandım canım Adanalı.
Aman Adanalı,canım Adanalı ben sana kandım canım Adanalı.
Sebebim sen oldun...
Diyor.
Bence!