|
Karakter boyutu :
Av.VEYSEL TUNCİL
GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN!..17 Haziran 2011, 07:44
info@ajans01.com
Geçtiğimiz hafta sonu, tüm Türkiye seçim heyecanının zirvesinde politik gündemin yoğunluğu ile meşgul olurken Adana’dan sessiz sedasız bir “Rum kızı” geçti… Adı, Nicole… Adana Tenis, Dağ ve Su Sporları Kulübü’nün Seyhan Gölü’nün maviliğini kıskandıran yemyeşil bahçesinde düzenlediği Geleneksel Balo için gelmişti Adana’ya… Konser afişlerinde, “Greek ve Latin müzikleri” başlığını görünce bir an için duraksamadığımı söylesem yalan olur. Ne de olsa, Müslüman mahallesinde salyangoz satılmazdı. Dedesinden, ninesinden Kurtuluş Savaşı’nın “Yunan mezalimi”ni dinleyen bir kuşağın çocukları ve Kardak Kayalıkları’nın fâtihi bir kuşak olarak millî manevî değerlerimizle bağdaşır mıydı Rum ezgilerini dinlemek?.. Racona ters değil miydi?.. Değilmiş… Kesinlikle, değilmiş!.. O gece anladım. Seyhan’ın kıyısında gece karanlığında su kadar güzel sesiyle “Beyaz giyme söz olur / Siyah giyme toz olur” türküsünü işittiğimde anladım… Nicole, “misafir” değil, ev sahibiydi… “Eller günahkâr / Diller günahkâr / Bir çağ yangını bu bütün… / Dünya günahkâr” diye haykıran ve Sezen’den daha fazla bizden olduğunu düşündüğüm sesiyle anladım. Muhteşem sesiyle, gecenin karanlığını yaran bu “Rum kızı” her birimizin kişisel tarihindeki “önyargılara” son vermesinin zamanın gelip geçtiğini öğretti bizlere her birimizden daha coşkulu ve daha içten dillendirdiği 10. Yıl Marşı’yla… İçinde bulunduğumuz yüzyılın ve bir öncekinin en büyük bilim adamı olarak kabul edilen Einstein’a göre; değiştirilmesi, atomu parçalamaktan daha zor olan şey önyargılarımızdı. Önyargılarına teslim olmuş bir toplumun ne sanat, ne siyaset, ne hukuk, ne de ekonomi ne de hayatın başka bir alanında atılım yapması, gelişim göstermesi beklenemezdi. İşte tam da bu sebeple o “Rum kızı”nı Adana’yla ve Adanalı’yla buluşturan ve önyargılarımızı kırma yolunda önemli bir adım atmamıza olanak sağlayan ATDSK yönetimine sonsuz şükrânlarımızı sunuyoruz. Çünkü o gece, belki, binlerce kez dinleyip de anlam derinliğini keşfedemediğimiz, sözlerini Ülkü Tamer’in yazıp Zülfü Livaneli’nin bestelediği o muhteşem şarkıyla tam da yüreklerimizden kavramıştı Nicole bizleri… “Seher yeli yar gözünden Havadaki kuş izinden Geceleyin gökyüzünden canım Güneş topla benim için” Hava serin, vakit geceydi… Ama 11 Haziran akşamında o bahçede toplanan her bir insan, güneş toplamak için uzatmıştı gökyüzüne ellerini… Geceleyin gökyüzünde güneşi bulmuş ve ona sarılmıştı Seyhan’ın kıyısında toplanan onca güzel insan!..
|
HAVA DURUMUALTIN PİYASASI
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
