|
Karakter boyutu :
Ayhan B. EĞRİPARMAKRUH VE SİNİR HASTALIKLARINA GİDİYORUZ22 Şubat 2011, 16:36
ayhan.bedri.egriparmak@hotmail.com
SEYHAN UYGULAMA VE ARAŞTIRMA HASTANESİ
Uzun yıllardır kahrımı çeken kalbim, geçtiğimiz günlerde nihayet isyan bayrağını açtı. Seyhan Uygulama ve Araştırma Hastanesinin acil servisinde başlayan kalp maratonum sonra Kardiyoloji ve daha sonra KVC ( Kalp ve Damar Cerrahi ) servisinde sürdü. Yapılan Anjiyo sonrasında ameliyata karar verildi ve Açık kalp ameliyatı ile koşuyu tamamladım. Bu süreçteki gözlemlerime geçmeden önce Servis şefi Dr. İbrahim Özsöyler, Op. Dr.Gürdeniz Yıldız, Dr.Faruk Başdoğan ve Dr. Suat Karaca’ ya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Tabii ki sabır ve hoşgörüyle sağlık dağıtan “ Beyaz Melekler “ i unutmak tek kelimeyle vefasızlık olur. ( Hastalarıyla “ yürrrü anca gidersin “ şeklinde konuşan sevimli hanım hariç tabii… ) Hastane personeli Doktorundan Temizlik elemanına kadar özverili bir performansla görev yapıyorlar. Hatta fazlasını bile… Mesela Dr. Suat Karaca… Dr. Karaca Tıp bilgisinin yanı sıra hasta moralinin önemine yönelik çabaları ile inanın hasta yatağında iyileşme hızını artırdı. Kalp ameliyatı sonrasında görülen sinirlilik, huzursuzluk gibi olumsuzluklar bu sayede minimize oldu. Sözün Kısası Atatürk’ün “ Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz. “ demekteki haklılığını bir kez daha gördüm. Peki her şey bu kadar yolunda mı ? Maalesef Hastanede, yolunda olmayan konu çok…
KANTİNLER KARABORSA GİBİ
Hastahane içerisinde ve dışında birer olmak üzere toplam 2 kantin var. Bu Kantinler Hastanedeki yönetim zaafiyetinin abidesi gibi adeta… Fiyatlar kesinlikle hiç denetlenmiyor. Çünkü dışarıdan yapılan alışverişin iki katı fiyatlar uygulanıyor. Hastasıyla uğraşan insanlar da o psikolojiyle fiyatları umursamadan alışveriş yapmak zorunda kalıyor. Sonuçta ortaya büyük bir karaborsa görüntüsü çıkıyor. Hastane yönetimi bu alanda acilen bir çözüm bulmazsa başka ne iş yapacak merak ediyorum doğrusu…
HASTANE ODALARI
Hastane odaları konum olarak iyi. Ancak KVC gibi ağır ameliyatlı hastaların yattığı odalarda perde yok perde… Sabahın ilk ışıklarıyla güneşten rahatsız olan hastalar çaresizlik içinde camlara gazete yapıştırmak zorunda kalıyorlar. Ama özellikle temizlik görevlisi arkadaşlar servise ceza gelebileceği endişesiyle bu gazeteleri indirme yönünde ricada bulunuyorlar. Sifonların çoğu bozuk ve gece-gündüz akıyor. Hastanede olduğum ortalama 15 gün içerisinde maalesef onarım yaptıramadık. Aynı şey yanıp sönen florasan lambaları için de geçerli oldu. Hasta yakınlarının katkılarıyla elektrik sorununa çözüm bulduk ama Lavabolarımızın ismi “ Manavgat Şelalesi “ olarak tescillendi maalesef. Son olarak EKG cihazlarının bozuk olduğunu ve Hemşirelerin akla karayı seçtiğini söylesem sanırım herkes ciddi bir fikir edinebilir.
HEMŞİR
Yukarıdaki saptamalara ek olarak naçizane bir fikrimi eklemek istiyorum. Hemşirelik kesinlikle sadece bayan mesleği olmalıdır. Erkekler yaratılış olarak bu işe uygun değil bence. Hoyrat bir Hemşir arkadaşın yoğun bakımda ayağıma sapladığı “ inşaat çivisi “ (!) nin acısını hala çekiyorum dersem inanır mısınız ? Üstelik ah – vah dememe ağızlar dolusu gülerek sapladı o çiviyi…
RUH VE SİNİR HASTALIKLARINA GİDİYORUZ… AZ SONRA…
Hasta yatağında yazıp çizmem sonrasında arkadaşlar takılmaya başladılar. “ Seni her ay bir yere gönderelim yazılarını oradan gönder diye “ makaraya aldılar beni… Memleketi yaşanmaz hale getiren siyasilerin partizan atamaları sürdükçe işimiz zor. Kurumlar da memleket te berbat durumda… Hal böyle olunca yakında Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine zorunlu bir ziyaretim olacak herhalde… Oraya bir kez gidersem bir daha da çıkamam ama elden ne gelir ki…
|
HAVA DURUMUALTIN PİYASASI
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
