Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin üç vasfı vardı.

1- Gelen hediyeyi dağıtır.

2- Başkasının yerine oturmaz.

3- Hizmet eder. Bununla ilgili olarak Sıffın kapısını kısaca izah etmeğe çalışacağım.

 

İmam Ali (a.s) otuzdokuz kişiyi bir evden içeri aldı. Kırkıncı kendisidir. Orada sohbet ediyorlardı.

Bugün burası Sıffin kapısıdır. Aynı zamanda Hz. Muhammed (s.a.â), haneyi saadetlerinde otururken, Cebrail (a.s)'dan kendine bir ses geldi. Ya Muhammed (s.a.â) Sıffin kapısına var.

Kapıyı vurdu, içeriden bir ses;

- Kim o?

- Ben Hatemül Enbiya, ahir zaman Peygamberi  Hz. Muhammed’im.

Kapı açılmadı ve Peygamber (s.a.â)  geri geldi. Haneyi saadetlerine oturdu.

Yine içinden bir ses;

“Ya Muhammed (s.a.â) Sıffin kapısına var.”  Kapıyı vurdu ve içeriden bir ses.

- Kim o?

-Ben Medine’nin hizmetçisiyim, (Ene Medinetül hademi).

-Buyur Ya Resulullah (s.a.â), diyerek kapı ardına kadar açılır.

Sıffin kapısı benliğin girmediği kapıdır. Hz. Muhammed (s.a.â)  ilmin şehri  ise İmam Ali (a.s)’da  O şehrin kapısıdır.

Mütevazilik Arılarda da vardır. Nahl suresinde ki ayete göre,  Allah yarattıklarından ilk defa Arı ile konuştu. Bütün yaratıklar ‘Kûn Emri' ile varolduğunda en ufacık sivrisinek dediğimiz yaratık bile, “benden azametli mahluk yok derken”,  Arı şöyle inliyordu. Ey mürebbi hakiki olan Allah, bu mahlukların içerisinde ufacık yaratılanlarla ben nasıl barınacağım? O anda Yüce Mevlamız Arıya şöyle hitap ediyordu. Ey kıymetli varlık Arı (Nahl) ismiyle sana isim verdim. Sen çiçekleri toplayıp maya kuracaksın ve ondan da Bal yapacaksın.

Bugüne kadar Ali’nin ile Arı'nın sırrına kimse erememiş...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×