Savaş Çokduygulu ile röportaj
Adana'ya damga vurmuş, ünü Torosları aşmış gerçek bir Adana beyefendisi,Savaş Çokduygulu ile röportaj yaptık. İŞTE O RÖPORTAJ:

Savaş Çokduygulu’yu tanıyabilir miyiz?

Savaş Çokduygulu her şeyden önce iyi bir Adanalı olarak tanımlayabilir kendini. Yıllarca Adana’nın sosyal camiasında yer aldık, spor camiasında yer aldık, siyaset dünyasında yer aldık. 12-13 yılımız parlamentoda geçti. O zaman Metro TV ortaklarındandım. Çok ciddi, başarılı çalışmalara imza attık. Dönemin Cumhurbaşkanı, başbakanları, bakanları, milletvekilleriyle yıllarca röportajlar yaptık. Yıllarca Ankara’da Adana’nın sesi olduk. Merkez Sağ’ın iktidar olduğu dönemlerde Ankara’da ısı sıfırın altında seyrederken haber kovaladık. Seçim sürecinde 1 ay Ankara’da kaldığımı bilirim. Çok emek harcadık. Parlamentoda önemli isimlerle, devlerle birlikte çok zaman geçirdim. O atmosferi yıllarca teneffüs ettim. Çok önemli bir tecrübeydi benim için.

Metro TV dönemi hayatımda çok önemli bir süreç. O süreçte naklen yayını Adana’da ilk ben gerçekleştirdim. Hatta o yayın 8,5 saat sürmüştü. Dönemin Valisi, milletvekilleri, belediye başkanları emniyet müdürleri, STK başkanlarının dahil olduğu 29 kişiyle naklen yayın yapmıştık Sürmeli Oteli’nde. Ramazan ayıydı ve dönemin valisi Oğuz kağan Köksal, “Artık müsaade et, gidip sahurumuzu yapalım” demişti. Böyle önemli ve hoş bir çalışma yapmıştık. Ertesi gün Adana Ticaret Borsası’nda bir toplantı vardı ve yine konu Adana’nın sorunlarıyla ilgiliydi. Toplantıya katılan Refah partisi Milletvekili Ertan Yülek, “Dün Savaş Çokduygulu yeterince konuşturdu. Bugün ne konuşalım” demiştir. Bu tür önemli işlere imza attık tabi ki.

Basın dünyasına nasıl girdiniz?Savaş Çokduygulu

21 yıl önce dönemin TURBAN Genel Müdürü Isparta Milletvekili Ömer Bilgin Bey “Adana’da BRT Televizyonunu kuruyorum. Demirel’in kardeşi Şevket Demirel’in kardeşi Ercan beyle kuracağız. Basında yer almak istiyoruz” demişti. BRT ilk önce Denizli’de kurulmuştu. Ben bu işin mektebini okumadım ama geniş bir çevrem nedeniyle BRT bir süre iyi gitti sonra kapanınca Metro TV’den teklif geldi. Kısa zamanda ortağı oldum. Yıllarca parlamentoda, bakanlıklarda, genel merkezle çalıştım. Metro kapanınca 5 Ocak Gazetesi’ni kurdum ve bugün 15’inci yılını kutluyoruz.

Sahibi olduğunuz 5 Ocak Gazetesi Adana’da ekonomi, politika ve sosyal hayatta gerçekten etkili bir gazete. Genel yayın politikanız nedir?

Benim formatım aslında TV formatıdır. Adanalı zaman zaman yaptığımızı bilir. Gazete de olsa ben 21 yıldır medya dünyasının içinden biriyim. Adana’nın menfaaitini ve değerlerini ön plana çıkaran bir politika izliyoruz ana hatlarıyla. Belki çok iyi yazamam ama iddia ediyorum ki bu kenti en iyi okuyan 3-5 kişiden biriyimdir Adana’da. Özellikle siyaseti ve kentin şifrelerini çok iyi bilirim. Artık insanlar vurmayı kırmayı istemiyor. Ne iş dünyası ne de siyaset dünyası bunu istemiyor. Bunu görmemek aptallık olur. Biz tabi Adana aşığı Adana sevdalısı bir insanız. Ben ister miyim kentimde kötü şeyler olsun, kentin dinamikleri birbiriyle kavga etsin. Belki de misyon yüklendim, bilemiyorum ama yürekten hareket ettiğime eminim. Hayatım boyunca hep samimi oldum insanlara.

Genelde ve Adana özelinde yerel basının sorunları nelerdir?

Ciddi anlamda yayıncılık yapabilmek tabi ekonomik anlamda da birtakım zorluklara göğüs germenizi gerektirir. Kimseyle çıkar ilişkisine girmeden, kimseye sırtını dayamadan tek başına 15 yıldır bir günlük gazeteyi çıkarabilmek son derece zor. Ancak başta Adanalı, kent dinamikleri ve tüm Adanalılık ruhu taşıyan kesimlerin gazeteyi sahiplenmesi bizi manevi anlamda güçlendiriyor ve daha ileriye götürüyor. Yerel basında en çok yaşanan sorunlardan biri çalışanların özlük haklarının korunabilmesi ve hak ettikleri maaşı alabilmeleridir. Benim gazetemde kurulduğu günden bu yana personel maaşı bir gün bile gecikmemiştir. Buradakiler fikir işçisidir. Evlerine ekmek götürecektir. Bu emeğin karşılığını vermek zorundasınız. Buraya kim emek verdiyse karşılığını fazlasıyla almıştır. Aslında yerel mecraya daha fazla destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi burada özeleştiri de yapmak gerek. Birlikteliğimizi güçlendirmemiz şart. Yerel mecrada maalesef o birlikteliği sağlayamıyoruz. Çaba gösterdik ama bir türlü başaramadık. Buna da üzülüyorum.

Herkes tarafından sevilen bir kişisiniz. Bu kadar ayrı politik görüşlere, ayrı sosyal yaşamlara hatta ayrı takımlara mensup kişilerle bile sağlıklı ilişkilerinizi nasıl yürütüyorsunuz?

Tabi ki her görüşe, her inanca, toplumun her kesimine saygı duymak ve paylaşmakla oluyor sağlıklı ilişkiler. Örneğin gazeteciden dost olmaz diyorlar bazıları. Nasıl olmaz, gazeteciden Allah’ına kadar dost olur. Yavuz Donat Demirel’le dost değil mi? Uğur Dündar’ın dostları yok mu? Bunlardan daha büyükleri var mı? Herkes insandır ve bende dostluk kavramı çok önemlidir, öndedir. Dostuma gerçekten dostluk yaptığımı Adana’da yaşayan herkes bilir. Dostum için koşarım, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Birinin evine girip suyunu, çayını içtiysem, gazeteciliğimi bir kenara koyarım. Asla gazetecilikle ilgili bir tasarrufum olamaz, bana kapısını, sofrasını açmış bir insana. Hayatımızda edepsizlik ahlaksızlık nedir bilmedik. Kendimi bildim bileli Adana’yı severim ve Adana’ya nasıl katkı koyabileceğimi düşünürüm. Adanalı aslanlar gibi hakkımızı veriyor. Çünkü doğru işlere imza atıyoruz. Kentin sorunlarına ağırlık veriyoruz. Adana’yla ilgili küçük bir sorunun çözümüne dahi katkımız olduğunda kendimi çok mutlu hissediyorum. Dediğim gibi dostluğum dostluklur. Ama düşmanlığımdan da korkmak gerekir.

İçinde bulunduğunuz sosyal sorumluluk projeleri var. Bunlar hangileri ve faaliyetleriniz nelerdir? Örnek olarak İstanbul’daki Adanalılar Derneği’nin Adana Temsilciliği gibi…

Savaş ÇOKDUYGULU

Adana’daki tüm kent dinamiklerine, tüm sivil toplum kuruluşlarına tüm odalara azami önem veririm. Çünkü bunlar kenti ayakta tutan dinamiklerdir, güç birliğidir. Tüm bu örgütlerin tamamına üye olamasam da, zaman darlığından dolayı sürekli içlerinde olmasam da faaliyetlerini kaçırmak, desteklerimi veririm. Kentteki tüm sosyal sorumluluk projelerinde adım vardır ve elimden geleni yaparım. Gazetemizde tüm bu kurum ve kuruluşların haberlerini ve aktivitelerini geniş şekilde yer veririz. Evet söylediğiniz gibi İstanbul’da yaşayan Adanalılar Derneği’nin Adana temsilcisiyim. Ve bu derneğimizle çok önemli bir işe imza attık. Koza Arena olarak yapılması planlanan stadın isminin Fatih terim stadı olarak değiştirilmesi için dernek ve gazetemizin başlattığı kampanya büyük yankı uyandırdı. Tüm milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla, odalarla, STK’larla, sporun önde gelen isimleriyle ve Adanalılarla bu konuda geniş röportajlar serisi yaptık. Sonra tüm bu çalışmalarımızı bir dosya halinde Spor Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’a sunduk. Ve burada ilk kez size açıklıyorum ki Adana markasına sahip çıktı ve bakanlıktan onay aldık. Bu bizim ve Adana için çok önemliydi ve güç birliğine gidildiğinde nasıl olumlu sonuçlar alınabileceğinin en güzel örneğiydi.

ajans01.com okurlarına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Ben böylesine kaliteli içeriğiyle böylesine güzel bir siteyi Adana’ya kazandıran ve destek veren herkese teşekkür ediyorum.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×