Fırat,, referandum çalışmalarını değerlendirirken, halk oylamasının güven oylaması ya da genel seçim olmamasına rağmen muhalefet partileri tarafından maalesef AK Parti karşıtı propagandaya dönüştürüldüğünü söyledi.
Oysa, genel seçime çok fazla zaman kalmadığını, 22 Temmuzun sıcak bir dönem olması nedeniyle seçim erkene alınmazsa, 12 Eylül'den sonra 10 ay gibi bir süre kaldığını belirten Fırat, ''Benim tavsiyem enerjilerini bu seçime saklasınlar'' dedi.
Vatandaşların bir bölümünün neden 'evet' ya da neden 'hayır' diyeceklerinin farkında olmadıklarını ifade eden Fırat, ''Bu nedenle referandum tahminleri sürekli değişiyor ancak, bizim lehimize değişiyor. Tereddütü olan ya da 'hayır' oyu kullanacağını söyleyen vatandaşlarımızın, bizim haklı gerekçelerimizi dinlediklerinde fikirleri değişiyor. Ancak, bunun yanında siyasi mensubiyetleri nedeniyle kemikleşmiş kesimler var. Onlar, ne olursa olsun 'hayır' diyeceklerini söylüyorlar. Ancak, bu fazla büyük bir kesim değil. Bunların yanında bir gerçek var ki; orta ve orta sınıfın üzerindeki vatandaşlarımız tereddütsüz 'evet' diyeceklerini açıkça söylüyorlar'' diye konuştu.
-SANATÇILARIN SÖZLERİ-
Fırat, halka mal oluş değerli sanatçı ve yazarların da demokrasinin gereği olarak referandumla ilgili fikirlerini açıkça beyan ettiklerini anımsatarak, şunları söyledi;
''Ben bu yorumları son derece doğal karşılıyorum. Sanatçılarımızın yorumlarına 'evet' ya da 'hayır' da olsa saygı duymak gerekir. Bu sanatçılara, hakaretvari sözlerle yaklaşılması demokrasiye yakışmıyor. Onlar, toplumumuzun seçkin kişileri. Atatürk'ün dediği gibi 'herkes sanatkar olamaz.' Sezen Aksu gibi halka mal olmuş bir sanatçıya 'sazan aksu' gibi benzetmeler yapılması çok çirkin. Onlar, toplumun saygı duyduğu, korunması gereken insanlar. Hakaretvari sözlerle saldırıda bulunanlar hiçbir zaman Sezen Aksu olamazlar. Çünkü, Allah'ın verdiği özel yetenek var onda. O da Türkiye'de yaşıyor ve kendi iradesini ortaya koymuştur. Türkiye'de yapılacak referanduma nasıl bir tepki göstereceğini söylemesinden daha doğal bir şey olamaz. 'Evet' değil de 'hayır' da diyebilirdi. İkisi de saygıyla karşılanması gereken söylemlerdir. Ama anlaşılıyor ki zihniyet çok fazla değişmiyor. Halkı küçük görüyorlar, hatta halkın sevdiklerini de küçük görüyorlar. Vatandaşları, kafası çalışmayan, kendilerini de üstün yetenekleri olan kişiler olarak görüyorlar.
'Biz Cumhuriyetçiyiz' diyorlar. Ben Türkiye'de Cumhuriyetçi olmayan kişiye rastlamadım ama demokrat olmayan çok kişiye rastladım. Mühim olan Cumhuriyetçi olmak değil, çünkü herkes Cumhuriyetçi. Önemli olan hem Cumhuriyetçi hem demokrat olmak. Türkiye'nin temel problemi bu. Türkiye'de padişahlığı, krallığı savunan bir kimseye rastlamadım, herkes artık Cumhuriyeti sindirmiş, onun korunmaya da ihtiyacı yok. Ama demokrasinin geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.''
Fırat, AK Parti'nin terör örgütü elebaşısıyla görüştüğü yönünde iddiaların da ortaya atıldığını anımsatarak, şöyle devam etti:
''Ama sonra ortaya çıktı ki böyle bir görüşme yok. Elebaşı, 10 yılı aşkın süredir devletin gözetimi altında. Aslında 24 saat devletin kontrolü altında teması altında olan bir yerde. Olmaması zaten anormal olur. Biz başından beri Adalet ve Kalkınma Partisi olarak şunu söylüyoruz; 'hiçbir zaman terör örgütü ile terör örgütünün başı ile aynı masaya oturamayız, oturulmaz' Bunu her fırsatta ifade ediyoruz.''