Önce Kandil kadrolarının hükümetin teşrifatıyla Habur’dan törenle giriş yapmaları, ardından artan şehadetler üzerinden sürdürülmek istenen alçakça istismarlar ve sonra İmralı canisi ile hükümet arasındaki kanlı, barutlu, mayınlı, taşlı-sopalı pazarlıklar Başbakan Erdoğan ve hükümetinin maskelerini tamamen düşürmüştür. Eli kanlı teröristlerin diledikleri tavizi istedikleri zaman Başbakan Erdoğan’dan alabildikleri bu karanlık ortamda, Türkiye’nin güvenliği ve terörle mücadele inisiyatifi hükümetin kontrolünden bütünüyle çıkmıştır.
PKK’ya vade ve umut
Özellikle ‘açılım’ denen yıkım projesi, PKK terör örgütüne ve hapisteki İmralı canisine hayallerinin bile ötesinde itibar, zemin ve imkan kazandırmış, AKP ile PKK arasında vatan evlatlarının şehadeti üzerinden kıyasıya ve alçakça bir pazarlık başlamıştır. Gelişmelerden referandumda yıkım için aradığı ‘evet’ desteğini almak adına Başbakan Erdoğan’ın PKK taleplerinin ikinci anayasa paketinde yer alması için muhataplarına vade, işaret ve umut verdiği anlaşılmaktadır.
Gafletten ihanete
Adına utanmadan ‘demokratikleşme ve anayasal süreç’ denilen bu kirli yol haritasının bir sonraki aşamasında PKK’nın bütün istekleri siyasallaşacak, Açılım denen yıkımın müjdecisi Cumhurbaşkanı Gül’ün bu sefer de yine bir uçak yolculuğu esnasında ‘Devlet teröre karşı her yolu dener’ açıklamasıyla beliren, sorumluluğu devlete yüklemeye çalışan kurnazlığı, hükümetin gafletten ihanete varan suçunu örtmeye yetmeyecektir.
Cumhurbaşkanı ön safta
Başbakan’ın sütre gerisine çekilerek kamuoyunun psikolojik olarak hazırlanması sürecini izlediği bugünkü ortamda, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ön safta yer alarak Türk toplumuna şifreli mesajlar vermesi, bu konuda bir yetki paylaşımının yapıldığını akla getirmektedir. Şimdi Türk milleti, PKK’nın eli kanlı teröristleri ile hangi konularda pazarlık yapıldığını, neyin karşılığında nelerin vaat edildiğini haklı olarak öğrenmek istemektedir.