Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin hicreti ile İmam Ali (a.s)'ın yatağında yattığı geceye denilir.



Ebu Talib'in irtihalinden sonra Kureyş'in Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize ve müslümanlara yönelik baskı ve işkenceleri iyice artmıştı. Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz bu şartlar altında on üç yıl mücadele etti. (Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimz'in Hicreti)



Kureyşin Allah'a iman etmeyen ileri gelenleri toplanıp Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizi öldürme kararı aldı.



Allah'u Teâla bu konuda şöyle buyuruyor;



Hani bir zamanlar kâfir olanlar seni bağlayıp, hapsetmek yahut öldürmek, yahut da yurdundan çıkartmak için düzenlere başvurmuşlardı. Bu düzeni kurarken Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah hilekarları cezalandıranların en hayırlısıdır. (Enfal - 30)



Yüce Allah (c.c) düşmanların bu komplosunu Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize bildirdi ve gece Mekke'den çıkmasını emretti. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.â), Hz. Ali (a.s)'ı çağırarak şöyle buyurdu;



"Kureyş müşrikleri, gece yarısı kalabalık bir toplulukla evime saldırarak beni yatağımdayken öldürme kararı aldılar. Bu yüzden Allah (c.c) tarafından Mekke'yi terk etmekle görevlendirildim. Bu gece benim yatağımda yat ve yeşil örtümü üzerine ört. Böylece onlar evde olduğumu zanneder ve beni takip etmezler."



Hz. Ali (a.s) Canını Tehlikeye Attı...



İmam Ali (a.s), denileni yaptı. Kâfirler, Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin evini akşamdan çembere aldılar. Kırk kişilik grup evi o derece denetim altında tutuyordu ki, bir sinek dahi uçmuyordu. Evin içine giriş ve çıkış müşrikler tarafından yasaktı.



Tarihçiler, Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz Yasin Suresi'nin sekiz ve dokuzuncu ayetlerini okuyarak evdeyken bir tanesinin dahi kendini fark ettirmeden katillerin arasından kimsenin onu görmeden çıkıp gittiğini yazıyor.



Katiller, Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin evine hücum ettiler ancak Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin yatağında Hz. Ali (a.s) yatıyordu. İmam Ali (a.s)'a şaşkınlıkla Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizi sordular. İmam Ali (a.s)'da şöyle cevap verdi;



"Ben sizin O'nu gözetleyen bekçiniz miyim? Maksadınız O'nu çıkartmaktı, O da şimdi sizin aranızdan kendiliğinden çıkıp gitti."



Cenab-ı Hak Hz. Ali (a.s)'ın bu eşsiz fedakarlığını Kur'an-î Kerim'de şöyle ifade etmektedir;



"İnsanlardan öyleleri var ki (Ali gibi hicret gecesi Peygamber'in yatağında yatmak suretiyle) Allah rızasına nail olmak için kendini satar, Allah rızasını alır. Allah kullarını esirger. (Bakara - 207)



Müfessirlerin hemen hepsi, bu ayetin Hz. Ali (a.s) hakkında indiğini tasdik etmiştir.

(Bu konuda ihtilaf var diyen İbn-i Teymiyye ve Cahiz gibi bazı Sünni alimler Hz. Ali (a.s)'ın Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin yatağında yatmasının bir fazilet olmadığını iddaa etmektedir) Bu gibi iddaalarda bulunanlar hidayeti de gizlemektediler.



Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz, Hz. Ali (a.s)'a kendisine emanet edilen şeyleri sahiplerine ulaştırılması ve gece yatağında yatmasını söyledikten sonra şöyle buyurdu;



"Sana söylediklerimi yerine getir. Allah ve Rasulü'ne hicret etmeye her an hazır ol. Sana göndereceğim yazı eline geçince derhal yola çık."



Hz. Ali (a.s), Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize şu cevabı verdi;



Ya Rasulallah! Kendimi sana feda edersem sen kurtulacak mısın?

Rasulallah, "Evet Rabbim bana bunu vaad etti" buyurdu. Bunun üzerine İmam Ali (a.s) Allah'a şükrünü eda etti.



Daha sonra Rasulallah Hz. Muhammed (s.a.â), Hz. Ali (a.s)'ı kucaklayıp sardı ve ikisi de ağlamaya başladı. Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz, Hz. Ali (a.s)'ın tavrına olan sevincinden, İmam Ali (a.s)'da Rasulallah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden ayrılacağı için ağlıyordu.



Mekke'den ayrıldıktan sonra Sevr Mağarası'na giden ve orada üç gün konaklayan Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz yola çıktı ve Rebiu'l-evvel ayının on ikinci günü Medine yakınlarındaki Kuba'ya vardı ve birkaç gün orada kaldı.



Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.â, Hz. Ali (a.s)'ın Dönüşünü Bekledi...



Halifelerden biri (tarih kitaplarında ismi var) ısrarla Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin Yesrib'e hareket etmesini istediği halde Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz de bunu kabul etmedi ve o halifeye şöyle buyurdu;



"Ali (a.s), beni canıyla korumuştur. O, Ehl-i Beyt'imin en hayırlısıdır. Amcamın oğlu ve kardeşimdir. Ali gelinceye kadar buradan ayrılmayacağım."



İmam Ali (a.s), Mekke'de bütün emanetleri sahiplerine ulaştırdı. Sonra Kâbe'de yüksek sesle şöyle dedi;



"Ey insanlar! Emanetini almayan var mı? Vasiyeti olan biri var mı? Rasulallah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin kendisine bir hususta söz verdiği kimse var mı?"



Kimseden ses çıkmayınca, Hz. Ali (a.s) Mekke'den ayrıldı. Hz. Ali (a.s), Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin ayrılmasından sonra Mekke'de üç gün kaldı.



İmam  Ali (a.s)'ın Fedakarlığı...



İmam Ali (a.s)'ın Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin yatağına ölümü göze alarak yatması ve canını ortaya koyması eşi ve benzeri görülmemiş bir fazilettir.



İmam Ali (a.s)'ın bu tarihi hadise hakkında okuduğu bütün şiirler Suyuti tefsirinde geçmektedir. Okumak için bakınız...



İmam Ali (a.s) şöyle diyor:



Ben canımı yeryüzünün ahir zaman peygamberine ve Allah'ın Evi'ni ve İsmail'in taşını tavaf eden büyük bir Zâta siper ettim. O büyük şahıs Muhammed'dir. Kâfirler O'nu öldürmek istediklerinde ben bu işe kalkıştım. Fakat Allah, O'nu düşmanının şerrinden korudu. Ben yatağında sabahladım. Hep düşmanın bana saldırmasını bekliyordum. Kendimi ölüm ve esaret için hazırlamıştım.



Şii ve Sünni alimlerin naklettiğine göre;



Yüce Allah, o gece iki büyük meleği olan Cebrail  (a.s) ve Mikail (a.s)'a hitap etti;



"Ben ikinizden birine ölümü, diğerine ise hayatı vermeyi kararlaştırsam hanginiz yaşam hakkını diğerine verip ölüme razı olur?"



Her iki melek de ölüme razı olup böyle bir fedakarlıkta bulunmadı. Bunun üzerine Yüce Allah bu iki meleğe şöyle hitap etti;



"Yeryüzüne inin ve görün ki İmam Ali (a.s) nasıl ölümü satın almış, kendisini Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â)'e feda etmiş. O zaman İmam Ali (a.s)'ı düşmanın şerrinden mahfuz kılın."



Bu olayın fazilerini İmam Ali (a.s) bizzat kendisi de ifade etmektedir. Bir halife'nin emriyle halifelik tayini için kurulan şûradaki azalara hitaben şöyle demiştir;



"Ben, siz şûra üyelerine Allah'ı şahit tutuyorum ki, benden başka kim Peygamber Hz. Muhammed Efendimiz Hirâ Dağı'ndayken yemek götürdü? Benden başka kim O'nun yatağında yattı ve kendini O'nun musibetine siper etti?"



Oradakiler şöyle cevap verdi:



Senden başka kimse değildi ya Ali.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×